Güzel bir dag köyünde mutlu bir hayat süren bir kari kocanin günün birinde
nurtopu gibi bir bebekleri olur. Odunculukla geçimini saglayan baba bir gün eve
dönmek üzere iken bir bogusmadan nasilsa sag çikmis ölmek üzere olan yarali,
zayif bir gelincik yavrusu görür ve onu yanina alarak eve götürür. Kari koca
yavrularina bakarken bu yarali zayif yavru gelincige de babalik ve annelik
ederler ve gelincik bir hafta içinde iyilesir.Zamanla aileye o kadar alisir ki
bebekten sonra evin dördüncü ferdi gibi olmustur.
Bir gün anne bebegini uyutmus ve evin az ilerisindeki bahçede islerine
dalmistir. Bir süre sonra geri döndügünde evin az ilerindeki bahçede islerine
dalmisti. Bir süre sonra geri döndügünde evin girisindeki merdivenlerde zayif
gelincikle karsilasir. Gelincigin agzi burnu her tarafi kan revan içindeydi.
Anne korkunç bir çiglik atar ve bebegim diye bagirirken eline geçirdigi kalin
bir sopa ile bitap düsmüs zayif gelincigi bir kaç vurusta öldürdü.
Ve hemen bagira çagira bebegin bulundugu odaya gider. Odada gördügü manzara
anneyi sok eder. Yerde misil misil uyuyan bebegi ve az ilerisinde odanin
girisinde yakin tarafta kanlar içinde yatan kocaman bir yilan..